Starynovel - Defne Kokusu +21
close button

Add Starynovel to the desktop to enjoy best novels.

Defne Kokusu +21
book-rating-imgREADING AGE 18+
yazareryaaa
Romance
ABSTRACT
DEFNE Konaktan çıkıp hızla kendi ofisime doğru yola çıktım. Arabama bildiğim gibi müzik listemden eğlenceli bir şarkı açtım. Annem gibi bende 90’lar pop dinlemeyi severdim. Bu gün büyük gündü. Yaklaşık 3 aydır babamın şirketinde, babamın gözü önünde çalışıyordum ama Bu gün kendi avukatlık ofisimin açılışı vardı. Günlerdir bu güne hazırlanıyordum. Mobilyaları, dekorasyonu her bir detayı ile tek tek ilgilendim. Ofis ortamı deyip geçmemek gerekiyor, güven ve Güven ve ciddiyet yansıtmalıydı. Hele ki benim gibi genç bir avukat için, ilk izlenim çok önemliydi. Mardin’in yeni ve modern sayılabilecek binalarından birinin üçüncü katındaydı ofisim. Konum olarak da hem eski şehre, hem de yeni yerleşim yerlerine yakındı, böylece ihtiyacı olan herkes kolayca ulaşabilirdi. Arabamı kapalı otoparka park ederken kalbim yerinden çıkacak gibiydi. "Tamam Defne, sakin ol. Sen artık diplomalı bir avukatsın. Alt tarafı bir açılış yapacaksın," diye mırıldandım kendime. Öyle çok heyecanlıydım ki, kalbim yerimden çıkacak gibiydi. Asansöre bindiğimde aynadan son bir kez kendime baktım. Üzerimde sade ama şık, lacivert bir takım elbise vardı. Siyah topuklu ayakkabılarım ve elimdeki deri evrak çantamla, yansıyan görüntü tam da olmak istediğim kadındım. Asansör kapıları üçüncü katta açıldığında, koridorun sonundaki çift kanatlı cam kapıyı gördüm. Üzerinde altın rengi harflerle yazan isim, içimdeki tüm heyecanı gurura dönüştürdü. ‘’AVUKAT DEFNE BARLAS HUKUK VE DANIŞMANLIK BÜROSU’’ Kapının önünde, kapıda duran iki korumayı görünce gülümsedim. Babam yine rahat durmamış, kendi himayesini hissettirmişti. Koruma Sedat abi, beni görünce saygıyla kapıyı açtı. İçeri adım attığımda, ofisin aydınlığı ve sıcaklığı yüzüme vurdu. Geniş bir karşılama alanı, arkasında mermer kaplı, modern bir bank vardı. Tüm mobilyalar modern çizgiler taşıyor, ancak Mardin’in tarihi dokusuna saygı duruşunda bulunan taş detaylar ve sıcak renkler kullanılmıştı. Burası, bir Barlas konağı değildi, ama yine de bir güç ve güven merkezi hissi veriyordu. Asistanım Sude kapının girişindeki masada beni karşıladı, "Günaydın Defne Hanım. Hoş geldiniz. Her şey hazır. Çiçekler geldi, ikramlar yerleştirildi. Saat bire randevu verdiğimiz basın mensupları ve ilk misafirlerimiz birazdan gelmeye başlar," dedi Sude, elindeki ajandayı göstererek. "Harika, Sude. Teşekkür ederim. Çok heyecanlıyım." "Heyecanlanmayın. Burası şimdiden Mardin'in en güzel ofisi oldu. Zaten Sinan Beyimiz de birazdan burada olur," diye ekledi. Koridordan geçip kendi odama ilerlerken, cam bölmelerle ayrılmış diğer çalışma odalarını ve toplantı salonunu gördüm. Her şey kusursuzdu. Kendi odamın kapısını açtığımda, manzarayla bir kez daha büyülendim. Bir yanda modern şehir, diğer yanda tarihi Mardin evleri... Masamın üzerindeki deri kaplı defterim ve Ankara'dan getirdiğim uğurlu kalemim, yeni bir başlangıç için beni bekliyordu. El çantamı masaya bıraktım ve pencereye yaklaştım. Gözlerimi kısıp uzaktaki Karahan Konağı'nın siluetini aradım. Üç aydır babamın yanında Mirhan Karahan'ın Gülperi davası üzerinde çalışıyordum ve bu davaya hazırlanma sürecim, beklediğimden çok daha çetin geçmişti. Annemin kurduğu Kadın Eli Vakfı’da öneme gelen bir dosyaydı bu. Karahan ailesi, paranın ve gücün tüm imkanlarını kullanarak hukuku bükmeye çalışıyordu. Aslında daha çok kendi adaletlerini uygulamaya çalışıyorlardı. Ama pes etmedim. Ben babamdan pes etmeyi öğrenmedim. Gülperi'nin davası için ilk duruşma önümüzdeki hafta olacaktı ve ben bu davayı kaybetmemek için gece gündür çalışıyordum. Mirhan Karahan ile. Mirhan Karahan... Bunca zamandır bir kere bile yüz yüze gelmemiştik. Tüm görüşmeleri reddediyordu. Adı bile Mardin'in taş duvarları arasında yankılanan, dokunduğu her şeyi şekillendiriyordu sanki. Her duruşmada, her dilekçede, her engellemede onun kibrini ve otoritesini hissediyordum. Karahan ailesinin avukatları, onun talimatlarını yerine getiren kuklalardan farksızdı. Pencereden Karahan Konağı'na bakarken, yumruğumu sıktım. O konağın duvarları arasında, Gülperi'nin hayatı kararmıştı ve ben, o duvarları yıkmaya karakıydım. Kapım tıklatıldı. Sude, başını nazikçe uzattı. "Defne Hanım, babanız geldiler. Misafirler de yavaş yavaş toplanıyor." Hemen kendimi toparladım. Şimdi hüzne ya da öfkeye yer yoktu. Şimdi, Defne Barlas'ın mesleğine adım atma zamanıydı. "Teşekkürler Sude. Geliyorum." Derin bir nefes alıp odaya yayılan sümbül kokusunu içime çektim. Çantamdan çıkardığım küçük, gümüş bir tokada takılı, Fidan Babaannemin bana hediye ettiği bir nazar boncuğunu takım elbisemin içine iliştirdim. Odadan çıktığımda, babam her zamanki heybetiyle, kolunda annem ile ofisimden içeriye yeni giriyordu. İkisi de öyle çok göz dolduruyorlardı ki imrenmemek mümkün değildi. Üzerindeki bej takım elbise ve kendinden emin duruşu, tüm ofise anında bir ağırlık katmıştı.

Library

Discover

Search

Me